top of page

Günümüz İŞ dünyasının çıkmazı…

İnsan doğasında “GÜÇ” denen şeye tabi olmak var ve o yüzden kendinden daha güçlülere itaat eder.

Ne var ki, insan eğer bir hakikat arayışında değilse, yani güç var - güçlü var - en güçlüsü var ve dahası güç denen şeyi yaratan var gibi bir farkındalık yolculuğuna çıkmamışsa işte o zaman bütün devrelerini yakmaya ve şirazesini kaybetmiş bir maymun gibi oradan oraya savrulmaya adaydır.

Öylesine savrulur ki, güç sahibi tarafından orta yere bırakılmış bir batman pisliğin başına üşüşen sinek olmayı bile göze alır. İşin garibi sinek olmayı göze olan bu insancık bunu kendi içindeki dengelere yediremez ve onuruna verdiği bu zararı güç sahibine zarar vererek onarmaya çalışır. Yani güç sahibinin yüzüne güler ama fırsatını bulduğunda domuzdan da kılı koparır ve bunu büyük bir “haklılıkla” yapar çünkü kendince güç sahibi zaten buna fazlasıyla müstehaktır.

Kaderin cilvesine bakın ki, bu sinek kardeşimiz zamanla semirir ve o da güçlenir. Uydurulmuş ve saçma sapan bu dengesizliklere “dünya düzeni” böyle diye bir tanım yapar ve bu düzenin en sadık savaşçısı olur, çünkü artık kendince sistemi çözmüştür ve buna göre hareket etmek zorundadır. Yani, eğer kendisini korumazsa başka küçük sineklerin de kendi domuzluğundan kıl koparacağının gayet farkındadır. İşte o yüzden sahte maskelerle güvenen gözüküp “güvenmemeyi” meziyet sayar, ki kendince haklıdır, tokatlamazsa tokatlanacağını çok ama çok iyi biliyordur. O yüzden o da güvenmiş gibi yaparak ama eşşeği güya sağlam kazığa bağlar. Güya diyorum çünkü istediği kadar sağlam kazık çaksın dünyanın orta yerine etrafındakilerin hepsi aynı kafada olduğundan eninde sonunda o tokadı kendisi de yiyecektir. Her şeyi ve herkesi kontrol etme çılgınlığıyla illa açıklar verir ve o gediklerden fırsatçı sinekler kileri talan edecektir ve ederde.

Bu durum ve bu nevi bir iş yapma şekli yönetilesi bir psikoloji değildir, çünkü günün sonunda bu sistemin çarkları güvensiz, tatminsiz, gelecekten köpekten korkar gibi korkan bir insan modeli çıkarıverir ortaya. Bu durumla baş etmenin yolunu daha fazlasına sahip olmak olarak görür ve hep daha fazlasını ister, paranın da fazlasını ister, akla gelebilecek diğer haz araçlarının da fazlasını ister. İstedikleri şeylere ulaşınca geçici tatminler yaşar ama huzursuzluk yani içinde bulunduğu ortamın sağlam zemin olmadığını bilmenin anksiyetesi yakasını bırakmadığından her tatmin boğazına düğümlendir. Özetle düğümlenen boğazını daha çok yiyerek açmaya çalıştıkça kalbine ve beynine kan gitmez ve yaşayan ölüye döner.

Bu girdaptan çıkış var mıdır diye soracak olsa yanı başındaki sahte parıltılarla gözünü boyayacak arkadaşlar kolundan bacağından tutarak girdaba geri çekerler, çünkü onlar istemezler bu düzende bir neferin kaybolmasını ve bunu masumca yalnız kalmamak için yaptıklarını düşünürler.

İşte o yüzden çıkış yolu bu “düzene” ait olan her şeyi ama her şeyi elinin tersi ile itmek ve kurallarını kokuşmuş sistemlerin belirlemediği yeni bir hayat sistemi kurmaktır.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page